A huge collection of 3400+ free website templates JAR theme com WP themes and more at the biggest community-driven free web design site
Home / HABERLER / TMMOB 10. ENERJİ SEMPOZYUMU "ENERJİDE TOPLUMSAL YARAR ve KAMUSALLIK" SONUÇ BİLDİRGESİ

TMMOB 10. ENERJİ SEMPOZYUMU "ENERJİDE TOPLUMSAL YARAR ve KAMUSALLIK" SONUÇ BİLDİRGESİ

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından, 1996‘dan bu yana her iki yılda bir düzenlenen TMMOB Enerji Sempozyumlarının onuncusu, 3-4 Aralık 2015 tarihlerinde Samsun‘da, 5 Aralık 2015 tarihinde Sinop`ta gerçekleştirilmiştir. Önceki Enerji Sempozyumlarının biri İstanbul`da, diğerleri Ankara`da yapılmışken, ilk kez 10. Enerji Sempozyumu, Ankara ve İstanbul dışına taşınmıştır. Üç gün boyunca devam eden etkinliğe, dört yüz elli sekiz kişi katılmıştır.

Geçmiş sempozyumlarda da, enerji sektöründe kamu varlığının ve kamusal hizmetin gerekleri irdelenmişti ancak bu defa “Enerjide Toplumsal Yarar ve Kamusallık” başlığı Sempozyumun ana teması olarak belirlenmiştir. Sempozyum açılış bildirisi başta olmak üzere; “Enerjide Kamusallık”, “Enerjide Toplumsal Yarar ve Maliyet”, “Enerji Özelleştirmeleri ve Sonuçları”, “Enerji Çevre ve Toplum” ile “Nükleer Enerji” başlıklı beş oturumda sunulan bildirilerde konu ele alınmış ve tartışılmıştır. Etkinlik kapsamında her iki ilde birer panel gerçekleştirilmiştir. Samsun‘da yapılan panelde, “Türkiye`de Uygulanan Enerji Politikalarının Topluma Etkileri”, Sinop‘ta yapılan ikinci panelde ise “Enerji Politikalarının Bölgesel Etkileri ve Nükleer Santrallar”  gündeme alınmıştır.

Enerji alanında yapılan yatırımların yol açtığı çevresel, toplumsal sorunlar ve hatalı bulunan projelere karşı yerel halkın yürüttüğü mücadele kamuoyuna yansımakta ve ülke çapında destek bularak, sık sık toplumun gündeminde yer almaktadır. Daha önce enerji özelleştirmelerine ve yanlış projelere karşı gelişen hukuksal ve toplumsal mücadele, daha dar bir zeminde ve temelde meslek kuruluşları ile demokratik kitle örgütleri çerçevesindeyken, bugün yerel inisiyatiflere, toplum tabanına yayılmaktadır. Fosil kaynaklardan, yenilenebilir enerji kaynaklarına kadar pek çok farklı enerji yatırımının; topluma, insana, yaşama, çevreye olumsuz etkilerinin yarattığı zararları yaşayan ya da ön gören yöre halkının bir araya gelerek yaptıkları eylemlerin haberleri medyada gündem olmuştur. Sempozyumun Samsun ve Sinop`ta yapılmasının sebeplerinden biri de, Sinop NES Projesinin yanı sıra, toplumsal tepkilere neden olan termik santral ve HES projelerinin Orta ve Doğu Karadeniz`de yoğunluk göstermesidir. Bu bölgedeki enerji yatırımlarına gelen itirazların ifade edilebileceği geniş ve kapsamlı bir kürsü sağlamak amacıyla Sempozyum Samsun ve Sinop`ta düzenlenmiştir. Ayrıca Sempozyumda “Enerjide Toplumsal Muhalefet” başlığıyla, bölgedeki enerji projelerine karşı direnen yerel muhalefet hareketlerinin temsilcilerine söz verilmiş, çevre halkının konuya bakış açısı sempozyuma taşınmıştır. Terme Çevre Platformu, Gerze Çevre Platformu, Derelerin Kardeşliği, Bartın Platformu, Tonya Çevre Platformu, Munzur Çevre Derneği ve Sinop NKP`den temsilciler yörelerindeki termik ve hidroelektrik santral projelerine, yanlış sanayi yatırımlarına itirazlarını dile getirmişlerdir. Ayrıca Çeşme Çevre Platformu`ndan bir temsilci de, Çeşme`deki rüzgâr santral yatırımlarında insana ve topluma duyarsız, hukuk dışı uygulamaları anlatmıştır.

Devletin etkinliklerinde toplum yararı olup olmadığına dair kararlar; öznel, muğlak, ölçülemeyen takdir haklarına değil, mümkün olduğunca, üzerinde uzlaşılmış analiz tekniklerine ve nesnel, ölçülebilir kriterlere dayandırılmalıdır. Türkiye`deki geleneksel siyaset anlayışına göre devlet ve kamu birbirine eş tutula gelmiştir. 1980‘lerden itibaren uygulanan neoliberal politikalar ile enerji alanının serbestleştirilmesine ve özelleştirilmesi uygulamaları bu bakış açısıyla “kamu yararına” olduğu söylemiyle temellendirilmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşıma göre devlet, her zaman kamu yararını gerçekleştiren bir kurum olarak görülmüştür. Devletin, özel sektör yatırımları için kamu yararı gerekçesiyle yaptığı acil kamulaştırmalar, yalnızca sermayedarlara, yatırımcılara yaramakta; toplum, kamu ve halk yararına bir sonuç vermemektedir. Plansızlık, teknik sorunlar, yönetim zafiyeti ve kurumların içinin boşaltılmasıyla yaratılan nitelikli personel yetersizliğinin yarattığı ülkeyi karanlığa boğan 31 Mart kesintisi ve bugüne kadar yapılan TMMOB Enerji Sempozyumlarının ortaya koyduğu tablo, bunun böyle olmadığını göstermiştir.

Sempozyum açılış bildirisini sunan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Zabcı, enerjide toplum yararı kavramının önemini şu şekilde dile getirmiştir: “Özelleştirmeler kamu yararı için yapılıyor ifadesi 1982 Anayasasının kamu yararıyla ilgili yerine sıkıştırıldı. Kamu yararına ilişkin bu değerlendirme Anayasamızda sosyal haklar ve ödevler kısmında yer almaktadır. Aynı bölümde ayrıca özelleştirmelere, özelleştirmelerin de kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik olduğu iddiasına da yer verilmektedir. Daha sonra, AKP dönemiyle başlayan iktisadi çıkar ağı ile parti ve devlet özdeşliğinin aslında devletin kamu yararını gerçekleştirmede artık ne derece işlevsiz kalabildiğini görmemiz açısından da ortaya çıkarttığı yeni bir süreç yaşamaya başladık. Dolayısıyla, bizim açımızdan devlet ve toplumsal yarar arasındaki farkı, ayrım noktalarını görebilmemiz; devletin çıkarı ile toplumsal yarar ve kamu yararı arasındaki farkı koyabilmemiz çok önemli. Bu nedenle, “Toplumsal Yarar” diye bir başlığın seçilmesinin anlamlı olduğunu düşünüyorum.”

Sempozyumda, TMMOB`ye bağlı farklı odaların temsilcileri tarafından, enerji alanını pek çok farklı boyutuyla ele alan, bildiriler sunulmuştur. Elektrik Mühendisleri Odası adına “Enerjide Toplumsal Bakış”, “Enerji Üretiminde Kooperatif Tipi Örgütlenme” ve “Elektrik Özelleştirmeleri ve Getirdikleri” adlı bildiriler yer almıştır. Makine Mühendisleri Odası adına “Enerjide Toplum Yararı İçin Kamusal Planlamanın Gereği”, Petrol Mühendisleri Odası adına “Türkiye`de Petrol (Alt) Sektörü ve Özelleştirmeler”, Maden Mühendisleri Odası  adına “Madenlerde Özelleştirmeler ve Taşeronlaşma” ve Meteoroloji Mühendisleri Odası adına “Su`dan Enerji mi, Ama Nasıl?” başlıklı bildiriler sunulmuştur. Türkiye`de Uygulanan Enerji Politikalarının Topluma Etkileri Paneli`nde TMMOB adına, Enerji Politikalarının Bölgesel Etkileri ve Nükleer Santrallar Paneli`nde ise Elektrik Mühendisleri odası adına birer konuşmacı yer almıştır. Ayrıca Sempozyumun Samsun`daki ayağı boyunca farklı üniversitelerden akademisyenler ve uzmanlar tarafından; “Yenilenebilir Enerji Nasıl Halkın Enerjisi Olur”, “Sürdürülebilirlik Ekseninde Enerji Politikaları”, “AKP`nin Ekonomi Politiği Açısından Soma Katliamı ve Halkçı-Kamucu Bir Çıkış Yolu”, “Enerji ve Çevre Hukuki Boyut” başlıklarında bildiriler sunulmuştur.

Sinop`ta gerçekleşen nükleer enerji konulu oturumda “Sinop Özelinde ve Türkiye Genelinde Nükleer Enerji Santralı Gerçeği”, “Sinop Yarımadasının Depremselliği ve Nükleer Santral Gerçeği” ve “Ülkemizde Nükleer Santrallerin Gerçekleştirilme Sürecinin Hukuksal Değerlendirilmesi” isimli bildiriler kürsüde yer almıştır. Sadece Sinop`ta yapılması planlanan nükleer santralin değil ülke genelindeki tüm nükleer santrallerin, dışa bağımlılığı azaltacak bir etkisinin olmayacağı aksine bağımlılığı artırıcı etki yaratacağı,  anlaşmaların hukuki boyutu ve içeriği incelendiğinde anlaşılmaktadır. Nükleer santral anlaşmalarının elektrik fiyatlarında genel olarak yükselmeye yol açacağı, kurulması planlanan yerlerde çevre halkının görüşleri alınmadığı, alım garantileri nedeniyle yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin önünü kapatacağı, atıkların depolanması ya da bertaraf edilmesine ilişkin sorunlara çözüm sunulmadığı da görülmektedir. Nükleer santralleri denetleyecek bir mekanizmanın olmadığı ve kaza olması durumunda ortaya çıkacak zararın boyutlarının telafi edilemez düzeyde olduğu tarihsel bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Türkiye`nin gelecekte ihtiyaç duyacağı enerjinin iyi planlandığı takdirde nükleer enerjiye gerek olmadığı ve alım garantileri nedeniyle arz fazlası yaratacakları görülmektedir. TMMOB 10. Enerji Sempozyumu`nda nükleer enerji konusunda yapılan oturum ve panellerden ortaya çıkan görüş, nükleer enerji santrallerinin halkın ve ülkenin yararına olmayacağı şeklindedir.

Başta sanayi ve enerji olmak üzere toplumsal yaşamın bütün alanlarında, dayatılan neo liberal politikalara karşı, kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplum yararı ilkelerini temel alan demokratik ve katılımcı bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifinin inşa edilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir.  Toplumda tartışılarak yükseltilecek bu ve benzeri yaklaşım, eleştiri ve önermelerin; toplumsal, ekonomik, siyasal bilinç ve karşı basınç atmosferi oluşturmasıyla, başka çözüm yok diye dayatılan ezberlerin bozulması, mevcut olumsuz durumun aşılması ve sermayenin değil, başta emekçiler olmak üzere; toplumun yararını gözeten yeni tercih ve alternatif politikaların ağırlık kazanması, benimsenmesi  ve uygulanması mümkündür. Türkiye`de enerji alanındaki düzenlemeler toplum yararına gibi gösterilmekle birlikte, çıkar ilişkilerine dayalı, tamamen sermayeye kâr ve kamusal kaynak transferi şeklinde işleyen bir yeni modelin şu anda yerleştiği görülmektedir. Enerji Türkiye‘de yerleşmekte olan bir ekonomik krizle mücadele programının derinleştirilmesinde özellikle belirlenmiş sektörlerden biri şeklinde yönetilmektedir.

Sonuç ve Öneriler;

-Enerjinin bir insan hakkı olduğu gerçeğinden hareketle, insanın sağlıklı ve adil bir yaşam sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu enerjinin tedarik ve sunumu kamusal bir hizmeti gerekli kılmaktadır.

-Elektrik enerjisi, yerli ve yenilenebilir kaynakları ön planda tutan, arz güvenliği sağlanmış, ulaşılabilir ve ekonomik olmalıdır.

-Toplumla barışık, kültür ve tabiat varlıklarını koruyan, doğal yaşamı tahrip etmeyen ve çevreyle uyumlu enerji politikaları tercih edilmelidir.

-Enerji alanında özelleştirme, piyasalaştırma ve güvencesiz çalışma koşullarını yaratan taşeronlaşma uygulamalarından acilen vazgeçilmelidir.

-Dışa bağımlılığı daha da artırıcı etkisi olan, atık sorunu çözümlenememiş, bünyesinde birçok risk taşıyan ve gelişmiş ülkelerin bile artık terk etmeye başladığı Nükleer Enerji Santrali hayalinden kesinlikle uzak durulmalıdır.

TMMOB 10. Enerji Sempozyumu`nda ortaya çıkan önerilerin, enerji alanındaki tartışmalara ve izlenecek politikalara katkı sunacağına inanıyoruz.